A'râf Sûresi 44. Ayet
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِ
اَصْحَابَ
النَّارِ
اَنْ
قَدْ
وَجَدْنَا
مَا
وَعَدَنَا
رَبُّنَا
حَقاًّ
فَهَلْ
وَجَدْتُمْ
مَا
وَعَدَ
رَبُّكُمْ
حَقاًّۜ
قَالُوا
نَعَمْۚ
فَاَذَّنَ
مُؤَذِّنٌ
بَيْنَهُمْ
اَنْ
لَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الظَّالِم۪ينَۙ
٤٤
Venâdâ ashâbu-lcenneti ashâbe-nnâri en kad vecednâ mâ ve’adenâ rabbunâ hakkan fehel vecedtum mâ ve’ade rabbukum hakk(an)(s) kâlû ne’am(c) feeżżene mu-eżżinun beynehum en la’netu(A)llâhi ‘alâ-zzâlimîn(e)
A'râf Suresi 44. Ayet Meâlleri

A'râf Suresi 44. Ayet Hakkında Genel Bilgiler
Sure | A'râf |
Sure Numarası | 7 |
Ayet Numarası | 44 |
Sure Türü | Mekki |
Bulunduğu Cüz | 9 |
Kur'an Sayfası | 203 |
Toplam Harf Sayısı | 181 |
Toplam Kelime Sayısı | 32 |
A'râf Suresi, Mekke döneminde inmiş olup, genel anlamda insanların ahlaki sorumluluklarını, dinin önemi ve doğru yolda gitmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu sure, hem cennet hem de cehennem kavramlarını işlerken, insanların bu iki sonuç arasında yapacakları seçimleri ele almaktadır. Ayet 44 ise cennetliklerin cehennemliklere hitaben söyledikleri bir diyalog içerir. Cennet ehli, Rablerinin kendilerine vaadettiklerini bulduklarını ifade etmekte ve cehennem ehline, Rablerinin onlara vaadettiği şeyleri gerçek bulup bulmadıklarını sormaktadırlar. Cennetliklerin bu sorusuna cehennemliklerin verdiği cevap ise 'Evet' şeklindedir. Bu diyalog, insanların hayatları boyunca yaptıkları tercihler ve sonuçlarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Ayet, cennet ve cehennem arasındaki farkı, insanların Allah'ın vaadettiği gerçeklerle yüzleşmesini ve sonuçlarının ne olacağını sorgulamasını sağlamaktadır. Surede yer alan bu bölüm, bireylerin akıbeti hakkında derin düşüncelere sevk ederken, aynı zamanda adalet anlayışını da gözler önüne sermektedir. Yani, insanlar dünya hayatında hangi yolu seçerlerse, ahirette de sonuçlarına katlanacaklardır. Bu bağlamda, cennetteki mükafat ve cehennemdeki cezalandırma, insan davranışlarının karşılığı olarak ifade edilmektedir.
A'râf Suresi 44. Ayet ile İlgili Dil Bilgisi Açıklamaları:
Kelime | Temel Anlamı |
---|---|
رَبُّنَا | Rabbimiz |
وَعَدَ | Va'detti |
حَقٌّ | Gerçek |
زَالِمِينَ | Zalimler |
لَعْنَةٌ | Lanet |
Ayet içinde 'لَعْنَةٌ' kelimesinde idgam (bitişik okuma) kuralı bulunmaktadır, zira 'زَالِمِينَ' kelimesi ile birleştiğinde 'لَعْنَةٌ زَالِمِينَ' ifadesine dönüşmektedir.
A'râf Suresi 44. Ayet ile İlgili İstatistiksel Bilgiler ve Görselleştirme:
Kelime | Temel Anlamı | Kur'an'daki Toplam Geçiş Sayısı |
---|---|---|
رَبُّنَا | Rabbimiz | 9 |
وَعَدَ | Va'detti | 8 |
زَالِمِينَ | Zalimler | 6 |
Ayet içinde geçen kelimelerden 'رَبُّنَا' (Rabbimiz), 'وَعَدَ' (va'detti) ve 'زَالِمِينَ' (zalimler) kelimeleri sıklıkla Kur'an'da geçmektedir. 'رَبُّنَا' kelimesinin sık kullanımı, Allah'ın insanlarla olan ilişkisini ve birliğini vurgulamak amacıyla sıkça yer bulmaktadır. 'وَعَدَ' kelimesi, va'detme anlamı taşıdığından, Allah'ın insanlara olan vaatlerinin önemini belirtir. 'زَالِمِينَ' ise, adalet ve cezalandırmanın teması çerçevesinde, zulüm yapanların sonuçlarını ifade eder. Bu kelimelerin sürekli olarak tekrar edilmesi, Kur'an'ın temel mesajlarına dikkat çekmekte ve insanları düşündürmektedir.
رَبُّنَا
9
وَعَدَ
8
زَالِمِينَ
6
A'râf Suresi 44. Ayetin Meallerindeki Dilsel Farklılıklar:
Meal Sahibi | Kullanılan İfade | Dilsel Tonu |
---|---|---|
Abdulbaki Gölpınarlı | Rabbimiz bize neler vaadettiyse gerçek olarak hepsini bulduk | Geleneksel |
Diyanet İşleri | Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk | Açıklayıcı |
Elmalılı Hamdi Yazır | Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk | Geleneksel |
Mehmet Okuyan | Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçekleşmiş bulduk | Modern |
Ömer Nasuhi Bilmen | Rabbimizin bize vaad ettiğini biz şüphe yok ki hak bulduk | Geleneksel |
Süleyman Ateş | Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk | Geleneksel |
Süleymaniye Vakfı | Rabbinizin size verdiği sözün gerçek olduğunu gördük | Açıklayıcı |
Yaşar Nuri Öztürk | Biz, Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk | Modern |
Tabloda görülen ifadeler arasında 'Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk' ve benzeri ifadeler birçok mealde ortak olarak kullanılmaktadır. Bu ifadeler, cennet ehlinin Rablerinin vaatlerine olan inanç ve güvenini simgelemektedir. Bu ortak tercih, mesajın özünü korumak açısından önemlidir. Bunun yanında, bazı meallerde 'gerçek bulduk' ifadesi ile 'gerçek olduğunu gördük' ifadesi arasında bir farklılık bulunmaktadır. Bu farklılık, ifadelerin dilsel yapısından kaynaklanmakta ve anlamda belirgin bir nüans yaratmaktadır. Ancak genel olarak, cennet ehlinin güveni ve inancı konusunda ifade edilen anlamlar çoğu mealde benzerlik göstermektedir.
A'râf Sûresi 44. Ayet ile Bağlantılı Diğer Ayetler
A'râf Sûresi 44. ayet, cehennemliklerin cehennemin ateşine girecekleri ve orada ebedi kalacakları dokuzuncu bölgeden bir perdenin olacağını dile getirir.
- A'râf Sûresi 46. Ayet: Bu ayet, cehennemlikler ve cennetlikler arasında bir perde bulunduğunu ve bunun herkesin durumunu daha net bir şekilde gösterdiğini dile getirir.
- Bakara Suresi 25. Ayet: Cennet müjdesi verilenler arasında, cehennemden korkanların ve Allah'ın rahmetine talip olanların varlığına dikkat çeker. Bu durum, A'râf 44. ayet ile karşılaştırıldığında cennet ve cehennem arasındaki farkı vurgular.
- Ala Suresi 15. Ayet: Bu ayet, müminlerin başarılı bir hayat sürdüklerine ve iyi amellerin onlara cennetteki huzuru getireceğine işaret eder. A'râf 44. ayet ile birlikte incelendiğinde, cehenneme gideceklerin durumuna zıt bir örnek teşkil eder.
A'râf Sûresi 44. ayet, cehennemliklerin durumu ve cennet ile cehennem arasındaki ayrımı vurgularken, diğer ilişkili ayetlerle birlikte bu ayetler, insanların niyetlerinin ve amellerinin sonuçları üzerindeki etkisini ortaya koyar. Müminlerin göreceği mükafatlar ile inkârcıların çekeceği azap arasındaki fark, Kuran'ın temel öğretilerinden biridir.
Okumak istediğin ayeti seç