الْعَادِيَاتِ
âdiyât sûresi
âdiyât sûresi ayetleri: arapça yazılışı, türkçe okunuş ve açıklaması

وَالْعَـادِيَاتِ
ضَبْـحاًۙ
١
فَالْمُـورِيَاتِ
قَـدْحاًۙ
٢
فَالْمُغ۪يرَاتِ
صُبْحاًۙ
٣
فَاَثَرْنَ
بِه۪
نَقْعاًۙ
٤
فَوَسَطْنَ
بِه۪
جَمْعاًۙ
٥
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لِرَبِّه۪
لَكَنُودٌۚ
٦
Vel-’âdiyâti dabhâ(n) Fel-mûriyâti kadhâ(n) Fel-muġîrâti subhâ(n) Fe-eśerne bihi nak’â(n) Fe-vesatne bihi cem’â(n) İnne-l-insâne lirabbihi lekenûd(un)
Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
وَاِنَّهُ
عَلٰى
ذٰلِكَ
لَشَه۪يدٌۚ
٧
Ve-innehu ‘alâ żâlike leşehîd(un)
Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir.
وَاِنَّهُ
لِحُبِّ
الْخَيْرِ
لَشَد۪يدٌۜ
٨
Ve-innehu lihubbi-lḣayri leşedîd(un)
Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.
اَفَلَا
يَعْلَمُ
اِذَا
بُعْثِرَ
مَا
فِي
الْقُبُورِۙ
٩
وَحُصِّلَ
مَا
فِي
الصُّدُورِۙ
١٠
اِنَّ
رَبَّهُمْ
بِهِمْ
يَوْمَئِذٍ
لَخَب۪يرٌ
١١
Efelâ ya’lemu iżâ bu’śira mâ fî-lkubûr(i) Ve hussile mâ fî-ssudûr(i) İnne rabbehum bihim yevme-iżin leḣabîr(un)
Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her hâlinden mutlaka haberdardır.







