
Namaz, müminin miracıdır; namazdan sonra yapılan tesbih duası (tesbihat) ise bu miracı taçlandıran en kıymetli ibadetlerden biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), farz namazlardan sonra yapılan zikirlerin ve duaların önemini sıkça vurgulamış, bu tesbihatı terk etmememizi tavsiye etmiştir.
Peki, namaz tesbihatı tam olarak nasıl yapılır, hangi dualar okunur? Bu yazımızda adım adım tesbih duası okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı hakkında tüm detayları bulabilirsiniz.


Namazların farzını veya son sünnetini kıldıktan sonra, Allah’ı zikretmek, şükretmek ve O’nu noksan sıfatlardan tenzih etmek amacıyla yapılan dualara tesbih duası veya namaz tesbihatı denir. Tesbihat yapmak farz değildir, Peygamberimizin (s.a.s.) kuvvetli bir sünnetidir. Ancak manevi sevabı o kadar büyüktür ki, İslam alimleri bu güzel adeti terk etmeyi büyük bir kayıp olarak görmüşlerdir.
Namazı bitirip selam verdikten sonra tesbihat şu sırayla yapılır:
Selam verildikten hemen sonra şu dua okunur:
"Allâhumme entesselâm ve minkesselâm, tebârekte yâ zel celâli vel ikrâm."
Anlamı: "Allah’ım! Selam Sensin, selamet Sendendir. Ey celal ve ikram sahibi! Sen münezzehsin, Sen yücesin."
Farzdan sonra sünnet namazı yoksa (sabah ve ikindi namazları gibi):

“Allâhümme Salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”
“Allahım! Efendimiz Hz. Muhammed’in şeref ve mertebesini yücelt.” diyerek peygamberimize salât ve selam getirilir. Farzdan sonra sünnet namazı varsa, (öğle, akşam ve yatsı namazları gibi) salât ve selam, sünnet kılındıktan sonra getirilir.
Salat ve selamdan sonra:

“Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illellâhü ve’l-lâhü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”
“Şanı yüce Allah’ı tesbih ve tenzih ederim. O bütün noksanlıklardan uzaktır. Hamd Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür. Emirlerine uymak, yasaklardan sakınmak için gereken güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.” denilir.
Bundan sonra: Eûzü Besmele ile “Ayetü’l-Kürsî” okunur.
Ardından "Alâ Rasûlinâ salavât" denir ve Peygamberimize salavat getirilir. Sonrasında, kemiklerin ve ruhun şifası olan Ayetel Kürsi okunur. Ayetel Kürsi okunmadan yapılan tesbihat eksik kalır.

Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm, lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fi’ssemâvâti ve mâ fi’l-ard, men-ze’l-lezî yeşfe’u ‘indehû illâ bi-iznih, ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi-şey’in min‘ılmihî illâ bimâ şâe, vesi’a kürsiyyühü’s-semâvâti ve’l-arda ve lâ yeûdühû hifzuhumâ ve hüve’laliyyü’l-azîm.
Tesbih (veya parmaklar) yardımıyla şu zikirler 33'er defa tekrarlanır:
33 Kere: Sübhanallah (Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.)
33 Kere: Elhamdülillah (Hamd, Allah'a mahsustur.)
33 Kere: Allahu Ekber (Allah en büyüktür.)

"Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr."
"Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter."
Bu duanın hemen ardından eller semaya açılır, "Subhâne Rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb" denilerek kişisel dualar edilir ve Fatiha Suresi ile namaz tamamlanır.
Tesbih duası, kulun Rabbiyle baş başa kaldığı özel bir andır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu zikirlerin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
"Kim her namazın arkasından 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahu Ekber der, yüzüncüde de 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû...' derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir." (Müslim, Mesâcid, 146)
Bu müjde, namazdan sonra ayrılmayıp 5-6 dakikamızı tesbihat için ayırmanın ne kadar büyük bir kazanç olduğunu göstermektedir.
Evet, namaz tesbihatı bir dua ve zikir olduğu için abdestsiz olarak da yapılabilir, ezberden okunabilir. Ancak namazın hemen ardından yapıldığı için genellikle abdestli olunur.
Hayır, tesbih duası farz değildir, sünnettir. Yapılmadığında günahı yoktur ancak yapıldığında çok büyük sevabı vardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) zikirleri parmak boğumlarıyla saymıştır. Bu sünnettir. Ancak sayıları karıştırmamak için tesbih veya zikirmatik kullanmakta da bir sakınca yoktur, caizdir.