
İslam geleneğinde günlük yaşamın her aşaması, belirli bir manevi disiplin ve bilinçle örülüdür. Kişinin güvenli alanı olan meskeninden ayrılıp toplumsal hayata ve dış dünyanın bilinmezliklerine adım atması, İslam hukukunda ve ahlakında "sefer" (yolculuk) hükmünün en mikro düzeydeki başlangıcı kabul edilir. Bu nedenle, evden ayrılış anı sadece fiziksel bir yer değişikliği değil, aynı zamanda ilahi hıfz ve himayeye (korumaya) duyulan ihtiyacın dile getirildiği bir eşiktir. Bu makalede, evden çıkarken okunacak dualar, Ayetel Kürsi'nin koruyucu mahiyeti ve sahih hadis kaynaklarında yer alan nebevi tavsiyeler, herhangi bir uydurma bilgiye yer verilmeksizin teknik bir titizlikle incelenecektir.


İslam inanç sisteminde korunma (tahassun), kişinin kendi acziyetini kabul ederek mutlak güç sahibi olan yaratıcıya sığınması eylemidir. Ancak bu süreç tek taraflı değildir. İslam alimleri, korunmayı "fiili tevekkül" ve "kalbi tevekkül" olarak ikiye ayırır. Bir Müslüman, evinden çıkarken kapısını kilitlemek, ocağı kontrol etmek ve gerekli güvenlik tedbirlerini almakla yükümlüdür; bu maddi bir ibadettir. Tüm bu tedbirleri aldıktan sonra dilden dökülen dualar ise, maddi önlemlerin ötesindeki kaza, bela ve metafizik şerlere karşı bir manevi zırh işlevi görür.
Bakara Suresi’nin 255. ayeti olan Ayetel Kürsi, İslam teolojisindeki "Allah" tasavvurunu en kapsamlı şekilde sunan ayettir. İsmini ayet içinde geçen ve ilahi hükümranlığı, yönetimi ve bilgiyi sembolize eden "Kürsi" kelimesinden alır. Evden çıkışta bu ayetin okunması, kişinin günlük işlerini ve can güvenliğini "Hayy" ve "Kayyûm" olan Allah’ın iradesine teslim etmesi anlamına gelir.
Ayetel Kürsi, Allah’ın uyuklama ve uyku gibi beşeri zaaflardan münezzeh olduğunu ilan eder. Bu durum, O’nun korumasının kesintisiz (7/24) olduğu gerçeğini vurgular. Gökleri ve yeri kuşatan bu muazzam güç için bir kulun korunması, ayetin ifadesiyle "O'na ağır gelmez" (Velâ yeûdühû hıfzuhumâ). Müslüman birey, evden çıkarken bu ayeti okuyarak, kainatı nizam içinde tutan o sonsuz gücün gözetimi altında olduğuna dair bir iman tazelemiz olur.
Sahih-i Buhârî başta olmak üzere birçok muteber hadis kaynağında, Ayetel Kürsi okunan bir mekanda ve bu ayeti üzerinde (zikir olarak) taşıyan kişide manevi bir muhafız görevlendirildiği nakledilir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu ayetin Kuran’daki en azametli ayet olduğunu belirtmiş ve okunmasını sıkça tavsiye etmiştir. Evden çıkarken okunması, dönene kadar sürecek olan bir emniyet dairesine giriş olarak telakki edilir.
Ayetel Kürsi’nin yanı sıra bizzat Nebevi uygulamada yer alan ve Müslümanların ezberlemesi tavsiye edilen çok özel dualar mevcuttur. Bu dualar, tamamen teslimiyet ve sığınma psikolojisi üzerine kuruludur.
Tirmizî ve Ebû Dâvûd tarafından rivayet edilen bir hadise göre, Peygamberimiz (s.a.v.) evden çıkarken şu duanın okunmasını buyurmuştur: "Bismillâhi tevekkeltü alallâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh." Bu duanın anlamı: "Allah’ın adıyla, O’na tevekkül ederek çıkıyorum. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır." Bu kısa ama öz dua, İslam alimleri tarafından "emniyet anahtarı" olarak nitelendirilir. Zira bu cümleyi sarf eden kişi, kendi sınırlı gücünü Allah’ın sınırsız gücüyle birleştirmiş sayılır.
Efendimiz (s.a.v.) evden çıkış anında sadece fiziki tehlikelere karşı değil, ahlaki tehlikelere karşı da dua etmiştir. Ümmü Seleme (r.anha) validemizden nakledilen duada şu ifadeler geçer: "Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, hataya düşmekten veya düşürülmekten, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan sana sığınırım." Bu dua, bireyin sosyal ilişkilerinde de ilahi bir denetim ve nezaket altında olma arzusunu yansıtır.
Kuran-ı Kerim’in son iki suresi olan "Muavvizeteyn", evden çıkışta okunması en çok tavsiye edilen sureler arasındadır. Felak Suresi, dış dünyadaki maddi ve manevi (gecenin karanlığı, hasetçiler, sihirbazlar) zararlara karşı; Nas Suresi ise insanın kendi zihnindeki vesveselere, yanlış kararlara ve kötü niyetli insanların manipülasyonlarına karşı bir sığınmadır. Özellikle kalabalık alanlara girmeden veya riskli işlere başlamadan önce evden çıkarken bu surelerin okunması, bireyin ruhsal bütünlüğünü korur.
Dua sadece dilde kalmamalı, davranışla da desteklenmelidir. Sünnete göre evden çıkışta şu hususlara dikkat edilmesi manevi atmosferi tamamlar:
Sağ Ayak Kullanımı: İslam adabında hayırlı başlangıçların sembolü sağ ayaktır. Evden dışarıya sağ ayakla adım atmak, gidilecek yerin ve yapılacak işin hayırlı olması niyetini taşır.
Kısa Bir Namaz: Bazı rivayetlerde evden çıkmadan önce iki rekat namaz kılmanın, dışarıdaki kötülüklere karşı bir engel oluşturacağı belirtilmiştir.
Selam Vererek Ayrılmak: Evde kimse olmasa dahi, meleklerin varlığına binaen selam vererek çıkmak, bereketin sürekliliğini sağlar.
İslam hukukunda ve sünnetinde evden çıkarken okunacak dualar için katı bir sayı sınırı getirilmemiştir. Ancak Hz. Peygamber’in (s.a.v.) tekli sayıları (1, 3 veya 7 gibi) tercih ettiği bilinmektedir. Esas olan sayı değil, ayetin barındırdığı Allah’ın mutlak gücü ve her şeyi kuşatan ilmi üzerine tefekkür ederek okumaktır. "Kalbi mutmain olmak" şartıyla bir defa okumak dahi yeterli kabul edilir.
Kuran ayetlerinin orijinal lafzıyla (Arapça) okunması ibadet sevabı taşır ve manevi bir tesire sahiptir. Ancak duanın özü "çağrı" ve "istek" olduğu için, anlamını bilerek kendi dilinde (Türkçe) sığınma duaları etmek de dinen caiz ve makbuldür. Önemli olan kişinin yaratıcısına olan ihtiyacını ve güvenini içtenlikle ifade etmesidir. Ancak temel koruma ayetlerini (Ayetel Kürsi, Felak, Nas) kısa olmaları hasebiyle ezberlemek tavsiye edilir.
Kuran-ı Kerim’in mushafına (kitap haline) dokunmak için abdest şarttır; fakat ezberden zikir çekmek, dua etmek veya ayet okumak için abdestli olma zorunluluğu yoktur. Dolayısıyla evden aceleyle çıkarken abdestsiz olunsa dahi bu dualar dil ile ikrar edilebilir. Bununla birlikte, abdestin kendisi de manevi bir zırh olduğu için, imkan dahilinde evden abdestli çıkmak korunma bilincini pekiştirir.
Bu dualar öncelikle bir "sığınma" ve "teslimiyet" beyanıdır. Doğrudan bir "başarı tılsımı" olarak görülmemelidir. İslam inancına göre dua, kulun çabasını bereketlendirir ve önündeki engellerin (kaza, bela, yanlış kararlar) kalkmasına vesile olur. Kişinin zihnini sakinleştirerek daha doğru kararlar almasını sağladığı için dolaylı yoldan işlerin rast gitmesine ve başarıya katkı sunar.
Evden çıkarken okunacak dualar ve Ayetel Kürsi gibi azametli ayetler, Müslüman birey için dış dünyanın kaosuna karşı bir sığınak işlevi görür. Bu uygulama, kişinin yalnız olmadığını, her an bir gözetim ve koruma altında olduğunu hissetmesini sağlayarak özgüven ve iç huzur aşılar. Manevi korunma metodları, maddi tedbirlerle birleştiğinde gerçek anlamda bir "emniyet" hali oluşur. Unutulmamalıdır ki, İslam’ın sunduğu bu manevi reçeteler, bireyin karakterini inşa eden ve onu her an yaratıcısıyla irtibatlı tutan birer hatırlatıcıdır.