الْبُرُوجِ

bürûc sûresi

Buruc Suresi, Mekke döneminde inmiş ve toplam 22 ayetten oluşan bir suredir. Adını, ilk ayetinde geçen "Buruc" kelimesinden alır; bu kelime burçlar ve yıldızlar anlamına gelir. Bu surede, tarih boyunca Allah’a iman edenlerin yaşadığı zorluklar ve onlara yapılan zulümlerin değeri üzerinde durulur. Küfre direnen iman ehlinin ahiretteki mükafatları anlatılarak, sabrın ve imanın önemi vurgulanır. Ayrıca, zulmedenlerin kaçınılmaz sonlarına dikkat çekilir. Buruc Suresi, insanları imanları konusunda teşvik ederken, Allah’ın sonsuz kudreti ve adaletine de işaret eder. Sayfanın devamında, sureyi Arapça metniyle okuyabilir, Türkçe okunuşunu takip edebilir ve mealine ulaşabilirsin.
Ayet OnlineAyet Online

Ana Ekranınıza Ayet'ler Ekleyin

isterseniz hadisler ve esmalar...

Ana Ekranınıza Ayet'ler Ekleyin

bürûc sûresi ayetleri: arapça yazılışı, türkçe okunuş ve açıklaması

Cüz

وَالسَّمَٓاءِ

ذَاتِ

الْبُرُوجِۙ

١

Ve-ssemâ-i żâti-lburûc(i)

Burçlarla dolu göğe andolsun,

وَالْيَوْمِ

الْمَوْعُودِۙ

٢

Velyevmi-lmev’ûd(i)

Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

وَشَاهِدٍ

وَمَشْهُودٍۜ

٣

قُتِلَ

اَصْحَابُ

الْاُخْدُودِۙ

٤

اَلنَّارِ

ذَاتِ

الْوَقُودِۙ

٥

Ve şâhidin ve meşhûd(in) Kutile ashâbu-l-uḣdûd(i) Ennâri żâti-lvekûd(i)

Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.

اِذْ

هُمْ

عَلَيْهَا

قُعُودٌۙ

٦

وَهُمْ

عَلٰى

مَا

يَفْعَلُونَ

بِالْمُؤْمِن۪ينَ

شُهُودٌۜ

٧

İż hum ‘aleyhâ ku’ûd(un) Vehum ‘alâ mâ yef’alûne bilmuminîne şuhûd(un)

O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

وَمَا

نَقَمُوا

مِنْهُمْ

اِلَّٓا

اَنْ

يُؤْمِنُوا

بِاللّٰهِ

الْعَز۪يزِ

الْحَم۪يدِۙ

٨

اَلَّذ۪ي

لَهُ

مُلْكُ

السَّمٰوَاتِ

وَالْاَرْضِۜ

وَاللّٰهُ

عَلٰى

كُلِّ

شَيْءٍ

شَه۪يدٌۜ

٩

Vemâ nekamû minhum illâ en yuminû bi(A)llâhi-l’azîzi-lhamîd(i) Elleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ard(i)(c) va(A)llâhu ‘alâ kulli şey-in şehîd(un)

Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

اِنَّ

الَّذ۪ينَ

فَتَنُوا

الْمُؤْمِن۪ينَ

وَالْمُؤْمِنَاتِ

ثُمَّ

لَمْ

يَتُوبُوا

فَلَهُمْ

عَذَابُ

جَهَنَّمَ

وَلَهُمْ

عَذَابُ

الْحَر۪يقِۜ

١٠

İnne-lleżîne fetenû-lmuminîne velmuminâti śümme lem yetûbû felehum ‘ażâbu cehenneme ve lehum ‘ażâbu-lharîk(i)

Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

اِنَّ

الَّذ۪ينَ

اٰمَنُوا

وَعَمِلُوا

الصَّالِحَاتِ

لَهُمْ

جَنَّاتٌ

تَجْر۪ي

مِنْ

تَحْتِهَا

الْاَنْهَارُۜ

ذٰلِكَ

الْفَوْزُ

الْـكَب۪يرُۜ

١١

İnne-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihâ-l-enhâr(u)(c) żâlike-lfevzu-lkebîr(u)

İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

اِنَّ

بَطْشَ

رَبِّكَ

لَشَد۪يدٌۜ

١٢

İnne batşe rabbike leşedîd(un)

Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir.

اِنَّهُ

هُوَ

يُبْدِئُ

وَيُع۪يدُۚ

١٣

İnnehu huve yubdi-u ve yu’îd(u)

Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar.

وَهُوَ

الْغَفُورُ

الْوَدُودُۙ

١٤

Ve huve-lġafûru-lvedûd(u)

O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

ذُوالْعَرْشِ

الْمَج۪يدُۙ

١٥

Żû-l’arşi-lmecîd(i)

Arş’ın sahibidir, şanı yüce olandır.

فَعَّالٌ

لِمَا

يُر۪يدُۜ

١٦

Fa’’âlun limâ yurîd(u)

Dilediğini mutlaka yapandır.

هَلْ

اَتٰيكَ

حَد۪يثُ

الْجُنُودِۙ

١٧

فِرْعَوْنَ

وَثَمُودَۜ

١٨

Hel etâke hadîśu-lcunûd(i) Fir’avne ve śemûd(e)

Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana geldi mi?

بَلِ

الَّذ۪ينَ

كَفَرُوا

ف۪ي

تَكْذ۪يبٍۙ

١٩

Beli-lleżîne keferû fî tekżîb(in)

Hayır, inkâr edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar.

وَاللّٰهُ

مِنْ

وَرَٓائِهِمْ

مُح۪يطٌۚ

٢٠

Va(A)llâhu min verâ-ihim muhît(un)

Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.

بَلْ

هُوَ

قُرْاٰنٌ

مَج۪يدٌۙ

٢١

Bel huve kur-ânun mecîd(un)

Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır.

ف۪ي

لَوْحٍ

مَحْفُوظٍ

٢٢

Fî levhin mahfûz(in)

O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da)dır.

Buruc Suresi Arapçası ve Meali
Kaynakça