
Duhan Suresi’nin ilk ayetleri, sessizliğin daha ağır hissedildiği anlarda okunan bir başlangıç gibidir. Metin ilerledikçe acele etmez, okuyanı yavaşlatır ve dikkati kelimelerin arasına çeker. Bu ayetlerde hem bir haber verme hali hem de beklemeye çağıran bir ton vardır. Okuyan kişi çoğu zaman bir anlam arayışından çok, zihnini toparlayacak bir duruş arar.


1. Hâ mîm.
2. Vel kitâbil mubîn.
3. İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubârakeh, innâ kunnâ munzirîn.
4. Fîhâ yufraku kullu emrin hakîm.
5. Emran min ʿindinâ, innâ kunnâ mursilîn.
6. Rahmeten min rabbik, innehu huves semîʿul alîm.
7. Rabbi’s semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn.
8. Lâ ilâhe illâ huve, yuhyî ve yumît, rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn.

“Hâ Mîm. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Bu ayetlerde dikkat çeken ilk şey, zaman vurgusudur. Belirli bir gece, belirli bir an ve o ana yüklenen anlam öne çıkar. Metin, insanın kontrol alanının dışında kalan bir düzeni işaret eder. Ne zaman, neyin, nasıl olacağı insanın elinde değildir ama her şey başıboş da değildir.
Ayetler ilerledikçe hitap dar bir alandan çıkar, daha geniş bir çerçeveye oturur. Gökler, yer ve aradaki düzen zikredilirken okuyan kişi kendini bu bütünün içinde konumlandırır. Bu anlatım, korkutmaktan çok yerini hatırlatma hissi oluşturur.
Bu sorunun tek bir cevabı yok. On beş sayısı, metnin kendisinden doğan bir zorunluluk değil. Daha çok tekrar ihtiyacından kaynaklanan bir alışkanlık olarak ortaya çıkmış bir sayı. İnsan zihni, özellikle yoğun ve anlam yüklü metinlerde tekrar yoluyla sakinleşir.
Bu ayetler tekrarlandıkça kelimeler ezberden çok tanıdık hale gelir. Tanıdıklık arttıkça dikkat kelimelerin üstünden çekilir ve anlam daha derinden hissedilir. Sayının kendisi değil, tekrarın oluşturduğu ritim önemlidir. Bu yüzden bazıları on beş kere okur, bazıları daha az ya da daha fazla. Metnin etkisi sayıda değil, okuma sırasında kurulan bağda ortaya çıkar.
Duhan Suresi’nin başı, bir başlangıçtan çok bir eşik gibidir. Okuyan kişiyi ani bir değişime zorlamaz, yavaşça içine alır. İlk sekiz ayet bu yüzden sıkça tercih edilir. Ne tam bir uyarı ne de uzun bir anlatım vardır. Sadece bir düzenin varlığı hatırlatılır ve söylenen söz olduğu yerde bırakılır.


















.webp?alt=media&token=385c1fa5-8125-481b-986f-17831b8c195d)















.webp?alt=media&token=6c3a3030-f69d-4af0-ac9d-7a5d3eb35986)


.webp?alt=media&token=f35f7bab-a402-4285-9c39-1a4809f4d486)











