
Kalem Suresi’nin ilk beş ayeti, insanın duruşu, sabrı ve sözün değeri üzerine sessiz ama güçlü bir hatırlatma gibi gelir. Okurken bir şey öğretiliyormuş hissinden çok, biriyle sakin bir sohbet ediyormuşsun gibi olur. Bu ayetler bazen zihni toparlar, bazen de insanın kendine dışarıdan bakmasını sağlar. O yüzden hem okunuşunu hem de anlamını birlikte görmek iyi gelir.


Nûn. Vel kalemi ve mâ yesturûn.
Mâ ente bi ni‘meti rabbike bi mecnûn.
Ve inne leke le ecren ğayra memnûn.
Ve inneke le alâ hulukin azîm.
Fe setubsiru ve yubsirûn.

“Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin. Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.”
Not: 5 ve 6. Ayetlerin Meali Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından beraber verilmiştir. Yukarıdaki paragrafta bu yüzden ilk 6 Ayetin meali yer alır.
Bu ayetlerin en belirgin tarafı, insanın kendini savunma ihtiyacı hissettiği anlara dokunmasıdır. Hakkında söylenen sözler, yanlış anlaşılmalar ya da emek verip karşılığını hemen göremediğin durumlar varsa, bu ayetler insanı içten içe sakinleştirir. “Görünen her şey gerçeğin tamamı değil” hissini verir.
Kalem ve yazılanlar üzerine yemin edilmesi, hayatta boşa giden hiçbir şey olmadığını hatırlatır. Söylenen sözler, yapılan işler, hatta içten geçen niyetler bile bir yerde karşılık bulur. Bu düşünce, özellikle sabır gerektiren zamanlarda insanın yükünü hafifletir.
Ayetlerde doğrudan bir teselli vardır ama bu teselli bağırarak gelmez. Sessizdir, yormaz. Kişiye şunu hissettirir: Duruşun doğruysa, yolun da zamanla netleşir. Başkalarının ne söylediğinden çok, senin neyin üzerinde durduğun önemlidir.
Bu yüzden Kalem Suresi’nin ilk ayetleri, insanın kendi değerini hatırlamasına yardımcı olur. Okuyan kişi kendini yüceltmez ama küçülmüş de hissetmez. Daha çok dengede kalmayı öğretir. Sabırla yürüyenlerin, sonunda gerçeği hem kendilerinin hem de başkalarının göreceğini hatırlatır.
Bu ayetleri dinlemek, okumanın verdiği hissi biraz daha derinleştirir. Sessiz bir ortamda, mümkünse kulaklıkla dinlendiğinde anlamı daha rahat içe işler. Sesin ritmi ve ayetlerin akışı zihni yormaz, aksine toparlar. Dinlerken acele etmeye gerek yok.
Bu ayetler genelde insanın içinin dolduğu ama kimseye anlatamadığı zamanlarda okunur. Bir şeyler yaparsın, niyetin bellidir ama dışarıdan bakanlar başka şeyler söyler. İşte o anlarda insan kendiyle baş başa kalmak ister. Bu ayetleri okuyan birçok kişi, “Ben bildiğim yoldayım” hissini yeniden yakalamak için okur.
Bir de uzun süredir sabredenler vardır. Sonucu görünmeyen bir emek, karşılığı geciken bir çaba… Kalem Suresi’nin ilk ayetleri böyle zamanlarda insanı aceleden uzaklaştırır. Hemen anlaşılma ihtiyacını biraz susturur. Okudukça insan şunu fark eder: Her şey şimdi netleşmek zorunda değil. Zamanı gelince kimin neyi gördüğü zaten ortaya çıkar


















.webp?alt=media&token=8fb4ed7d-9799-4cbf-b817-214cebe6b7b3)



.webp?alt=media&token=385c1fa5-8125-481b-986f-17831b8c195d)











.webp?alt=media&token=16479b3c-99b8-4595-8375-a277a2ee5651)








.webp?alt=media&token=6c3a3030-f69d-4af0-ac9d-7a5d3eb35986)


.webp?alt=media&token=f35f7bab-a402-4285-9c39-1a4809f4d486)












