
Kalem Suresi’nin son iki ayeti yani 51. ve 52. ayetler, insanın kendini dış dünyaya karşı açık ve savunmasız hissettiği anlarda yöneldiği metinler arasındadır. Bu ayetler, görünmeyen bir baskı, anlaşılmama duygusu ve kalpte oluşan daralma ile doğrudan temas eder. Okuyan kişi çoğu zaman bir cevap aramaz, sadece kendini toparlayacak bir denge arar.


51. Ayet: Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semiʿûz zikre ve yekûlûne innehu le mecnûn.
52. Ayet: Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn.

“Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.
Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.”
Bu meal Diyanet İşleri’nin mealidir.
Bu ayetlerin sık okunmasının nedeni tek bir başlıkla açıklanamaz. İnsanlar çoğu zaman kendilerini başkalarının bakışı altında hissettiklerinde bu ayetlere yönelir. Haksız bir yargı, yanlış bir itham ya da sadece anlaşılmama duygusu, bu iki ayeti hatırlatır. Ayetler doğrudan bir çözüm sunmaz ama durulan yeri netleştirir.
Özellikle 51. ayette geçen bakış vurgusu, sözden önce gelen baskıyı anlatır. Bu, günlük hayatta sıkça yaşanan ama adını koymakta zorlanılan bir histir. 52. ayet ise bu baskının karşısına uzun açıklamalar koymaz. Kısa, net ve sarsıcı bir cümleyle konuyu kapatır. Bu sadelik, ayetlerin tekrar tekrar okunmasına zemin hazırlar.
Kalem Suresi genelinde sözün değeri, duruşun önemi ve yanlış yargılara karşı sabırlı kalma hali öne çıkar. Son iki ayet ise bu temayı en çıplak haliyle bırakır. Ne bir savunma vardır ne de bir tartışma. Söz söylenmiştir ve olduğu yerde durur. Bu yüzden Kalem Suresi’nin sonu, okuyan kişiyi yükseltmez ama sağlam bir zeminde bırakır.



















.webp?alt=media&token=385c1fa5-8125-481b-986f-17831b8c195d)














.webp?alt=media&token=6c3a3030-f69d-4af0-ac9d-7a5d3eb35986)


.webp?alt=media&token=f35f7bab-a402-4285-9c39-1a4809f4d486)











