
Hz. Musa, insanlık tarihinin en zor dönemlerinden birinde yaşamış, hem bir kavmin kaderine hem de inanç tarihine yön vermiş bir peygamberdir. Hayatı, baskı altında doğmakla başlamış, sarayda büyümüş, sürgünle devam etmiş ve ilahi bir görevle şekillenmiştir. Onun kıssası sadece mucizelerle değil, sabır, korku, tereddüt ve kararlılıkla örülmüş gerçek bir insan hikâyesidir. Bu anlatımda Hz. Musa’nın hayatını ve mucizelerini kronolojik ve sade bir akışla ele alacağız.


Hz. Musa’nın doğduğu zamanlar, İsrailoğulları için çok zorlu yıllardı. Firavun, kendisine tehdit olarak gördüğü için İsrailoğullarından doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmişti. Böyle bir ortamda dünyaya gelen Hz. Musa’nın hayatı daha doğduğu gün tehlike altındaydı. Annesi, onu koruyabilmek için kalbiyle aklı arasında zor bir tercih yapmak zorunda kaldı.
Annesi, Allah’ın ilhamıyla Musa’yı bir sandığın içine koyarak Nil Nehri’ne bıraktı. Bu bir terk ediş değil, teslimiyetti. Sandık, akıntıyla Firavun’un sarayına kadar ulaştı. Firavun’un eşi, çocuğu gördüğünde ona kıyamadı ve sarayda büyütülmesini istedi. Böylece Hz. Musa, kendi kavmini ezen yönetimin merkezinde, sarayın içinde büyümeye başladı.
İlahi bir düzen olarak Musa, sarayda sütanneleri kabul etmedi ve sonunda öz annesi bulunarak ona sütanne oldu. Böylece hem annesinden kopmadı hem de Firavun’un koruması altında büyüdü. Saray hayatı ona güç, eğitim ve özgüven kazandırdı; fakat kalbi her zaman İsrailoğullarına yakındı.
Yetişkinliğe ulaştığında bir gün, kavgası sırasında bir İsrailoğluna zulmeden bir Mısırlıya istemeden vurdu ve onun ölümüne sebep oldu. Bu olay, Hz. Musa için bir kırılma noktasıydı. Firavun’un adamlarının kendisini öldürme niyetini öğrenince Mısır’dan kaçmak zorunda kaldı. Arkasında sarayı, gücü ve alıştığı hayatı bırakarak Medyen’e doğru yola çıktı.
Medyen’de yorgun ve yalnızken iki kadına yardım etti. Bu olay, hayatının yönünü yeniden değiştirdi. Kadınların babası olan salih bir zat tarafından misafir edildi ve zamanla onun kızıyla evlendi. Uzun yıllar Medyen’de çobanlık yaptı. Bu dönem, Hz. Musa için sakinlik, sabır ve olgunlaşma yılları oldu. Sarayın ihtişamından sonra sade bir hayat yaşadı.
Bir gün ailesiyle birlikte Medyen’den ayrılıp Mısır’a doğru yola çıktığında Tur Dağı civarında bir ateş fark etti. O ateşe yöneldiğinde kendisine Allah tarafından seslenildi. Bu an, Hz. Musa’nın peygamberlikle görevlendirildiği andı. Allah, onu Firavun’a gönderdiğini bildirdi ve ağır bir sorumluluk verdi. Böylece Hz. Musa’nın hayatında yeni ve zorlu bir dönem başlamış oldu.
Hz. Musa, peygamber olduğunu anladığında büyük bir sorumluluk hissetti. Firavun gibi güçlü bir hükümdarın karşısına çıkacak, yıllardır ezilen bir kavmi özgürlüğe çağıracaktı. Bu görevi tek başına yapamayacağını düşünerek abisi Harun’un da kendisine katılmasını istedi. Bu talebi kabul edildi ve abisi ile beraber Mısır’a doğru yola çıktı.
Firavun’un huzuruna çıktıklarında onu Allah’a iman etmeye ve İsrailoğullarını serbest bırakmaya çağırdılar. Firavun ise bu çağrıyı ciddiye almadı. Hz. Musa’nın geçmişini hatırlatarak onu küçümsemeye çalıştı ve mesajını reddetti. Bunun üzerine Hz. Musa, Allah’ın verdiği mucizeleri gösterdi. Ancak Firavun, bunları sihir olarak niteledi ve halkın gözünde etkisiz kılmaya çalıştı.
Firavun, dönemin sihirbazlarını toplayarak Hz. Musa’yla karşı karşıya getirdi. Sihirbazlar hünerlerini sergiledikten sonra Hz. Musa asasını attı ve olanlar herkesin gözleri önünde gerçekleşti. Bu olay, sihirbazların gerçeği fark etmesine neden oldu. Bir kısmı iman etti. Firavun ise öfkelendi ve baskıyı daha da artırdı.
İsrailoğulları üzerindeki zulüm artınca Hz. Musa, sabırlı olmalarını ve Allah’a güvenmelerini öğütledi. Nihayet Allah’ın emriyle kavmini gece vakti Mısır’dan çıkardı. Firavun ve ordusu onların peşine düştü. Deniz kıyısında sıkışıp kaldıklarında Hz. Musa, Allah’ın yardımıyla denizi yardı ve kavmi karşıya geçti. Firavun ve askerleri ise denizde boğuldu.
Bu olaydan sonra Hz. Musa, kavmiyle birlikte Sina çevresinde yaşamaya başladı. Allah, ona Tur Dağı’nda vahiy verdi ve Tevrat’ı indirdi. Ancak İsrailoğulları zaman zaman sabırsızlık gösterdi, sözlerinden döndü ve Hz. Musa’yı zorlayan davranışlar sergiledi. Buna rağmen Hz. Musa, onları doğru yolda tutmak için büyük bir çaba gösterdi.
Hayatının son dönemlerine doğru Hz. Musa, görevini yerine getirmiş bir peygamber olarak kavmini ilahi emirlerle baş başa bıraktı. Uzun yıllar süren mücadele, sabır ve liderlikten sonra bu dünyadan ayrıldı. Ardında derin izler bırakan bir hayat ve unutulmaz bir kıssa kaldı.
Hz. Musa’nın hayatında mucizeler, bir gösteri unsuru olarak değil, ihtiyaç anlarında ortaya çıkan ilahi yardımlar olarak yer aldı. Bu mucizeler çoğu zaman inkârla, alayla ve baskıyla karşılandı. Ancak her biri, hem Firavun’a hem de İsrailoğullarına açık bir mesaj taşıyordu. Hz. Musa, bu mucizelerle insanları etkilemeye değil, gerçeği hatırlatmaya gönderilmişti.
Mucizelerin bir kısmı doğrudan Firavun’un sarayında yaşandı, bir kısmı ise çölde, çaresizliğin ortasında ortaya çıktı. Kimi zaman korkunun en yoğun olduğu anda, kimi zaman da sabrın tükendiği noktada gerçekleşti. Bu yüzden Hz. Musa’nın mucizeleri sadece olağanüstü olaylar değil, aynı zamanda bir yol göstericiydi.
1. Asa Mucizesi
Hz. Musa’nın en bilinen mucizelerinden biri asasının yılana dönüşmesiydi. Firavun’un huzurunda asasını yere bıraktığında, bu sıradan bir değnek olmaktan çıktı ve canlı bir varlığa dönüştü. Bu olay, sihirle karıştırılmak istendi ancak gerçeği bilenler farkı hemen anladı. Çünkü bu dönüşüm insan eliyle yapılabilecek bir şey değildi.
2. Elinin Beyazlaması
Hz. Musa elini koynuna sokup çıkardığında, eli parlak ve bembeyaz bir hâl alıyordu. Bu beyazlık bir hastalık belirtisi değildi. Görenleri şaşırtan, korkutmayan ama düşündüren bir mucizeydi. Firavun’un inkârına rağmen bu işaret, gerçeği arayanlar için açıktı.
3. Denizin Yarılması
İsrailoğulları denizin kıyısında sıkışıp kaldığında arkalarında Firavun’un ordusu vardı. Kaçacak bir yer yoktu. İşte bu anda Hz. Musa’ya asasını denize vurması emredildi. Deniz yarıldı ve iki tarafında duvarlar oluştu. İsrailoğulları karşıya geçti, Firavun ve askerleri ise denizin içinde boğuldu.
4. Diğer Uyarı Mucizeleri
Firavun kavmine gönderilen kuraklık, ürünlerin azalması ve çeşitli felaketler de Hz. Musa’nın uyarılarıyla birlikte geldi. Bunlar ani yok edişler değil, düşünmeleri için verilen fırsatlardı. Ancak Firavun her defasında söz verip sonra geri döndü.
Hz. Musa’nın MÖ 13. yüzyıl civarında yaşadığı kabul edilir. Bu dönem, Antik Mısır’da Firavunların güçlü olduğu yıllara denk gelir. Kesin tarih verilmez ancak genel kanaat bu aralıktadır.
Hz. Musa’ya Tevrat indirilmiştir. Tevrat, İsrailoğullarına gönderilen ilahi hükümleri içerir. Kur’an’da da Tevrat’ın Hz. Musa’ya verildiği açıkça belirtilir.
Hz. Musa’nın ölümüyle ilgili Kur’an’da ayrıntılı bir anlatım yoktur. Rivayetlere göre doğal şekilde vefat etmiştir. Ölümünün bir hastalık ya da şiddet sonucu olmadığı kabul edilir.
Hz. Musa’nın asasının günümüzde nerede olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Bu konuda net bir delil bulunmaz. Anlatılanlar rivayet seviyesindedir.
Hz. Musa, Kızıldeniz’i yararak İsrailoğullarının geçmesini sağlamıştır. Kur’an’da bu olay açık şekilde anlatılır. Firavun ve ordusu bu denizde boğulmuştur.
Hz. Musa’nın babasının adı İmran’dır. Kur’an’da ailesiyle birlikte anılır. Annesi ise imanlı ve sabırlı bir kadındı.
Hz. Musa, İsrailoğullarına gönderilmiştir. Görevi onları Firavun’un zulmünden kurtarmak ve Allah’ın yoluna çağırmaktı. Mücadelesi uzun ve zorlu olmuştur.
Hz. Musa, Mısır topraklarında doğmuştur. Doğduğu yer, Firavun’un hüküm sürdüğü bölgedeydi. Bu nedenle doğduğu andan itibaren tehlike altındaydı.
Hz. Musa’nın Filistin topraklarına yakın bir bölgede vefat ettiği kabul edilir. Kesin yeri bilinmez. Kabriyle ilgili net bir bilgi bulunmamaktadır.



















.webp?alt=media&token=385c1fa5-8125-481b-986f-17831b8c195d)














.webp?alt=media&token=6c3a3030-f69d-4af0-ac9d-7a5d3eb35986)


.webp?alt=media&token=f35f7bab-a402-4285-9c39-1a4809f4d486)











