
Zikir, insanın kalbini ve zihnini toparlayan, günlük koşuşturma içinde yönünü yeniden hatırlamasını sağlayan bir ibadettir. Kimi zaman sessizce, kimi zaman dil ile yapılır ama özü her zaman bilinçtir. Zikir sadece belli kelimeleri tekrar etmekten ibaret değildir; niyet, farkındalık ve devamlılık bu işin merkezindedir. Bu yazıda zikrin ne anlama geldiğini, nasıl yapıldığını ve farklı zamanlara göre hangi zikirlerin tercih edildiğini ele alacağız.


Zikir, en sade haliyle Allah’ı anmak demektir. Bu anma sadece dil ile söylenen kelimelerden ibaret değildir; insanın ne söylediğinin farkında olması ve kalbin de buna eşlik etmesi esastır. Bu yüzden zikir, tekrar edilen bir sözden çok, bilinçli bir yöneliş olarak görülür. Kişi zikrettiği ismin anlamını düşündüğünde, zikir gerçek karşılığını bulur.
Zikir bazen sessizce yapılır, bazen de dil ile ifade edilir. Yolda yürürken, evde bir işle meşgulken ya da kısa bir duraklama anında bile yapılabilir. Asıl olan belirli bir mekân ya da zaman değil, niyetin diri tutulmasıdır. Zikir, insanın dağılmış düşüncelerini toparlamasına ve iç dünyasında denge kurmasına yardımcı olur.
Zikir çekmeye başlamadan önce en önemli şey niyettir. Kişi, neden zikir yaptığını kendi içinde netleştirmelidir. Bu niyet yüksek sesle söylenmek zorunda değildir; kalpten geçirilmesi yeterlidir. Abdestli olmak güzel görülür ama zikir için şart değildir. Oturarak, ayakta, yürürken ya da uzanırken zikir yapılabilir.
Zikir genellikle sayılarla çekilir, ancak bu sayılar zorunlu değildir. En yaygın olanı 33, 99 ve 100’dür. Örneğin “Subhanallah” 33 kez, “Elhamdülillah” 33 kez, “Allahu Ekber” 33 kez söylenebilir. Bu, Peygamber Efendimizden gelen bir uygulama olarak yaygınlaşmıştır. Bazı kişiler tek bir zikri 100 defa çekmeyi tercih eder. Önemli olan sayıyı tamamlamak değil, söylenen sözün farkında olmaktır.
Zikir sırasında acele edilmez. Kelimeler hızlıca geçilip bitirilmez. Dil ile söylenirken kalp başka yerde ise eksik kalır. Bu yüzden yavaş ve sakin bir ritim tercih edilir. İster parmakla ister tesbihle sayı tutulabilir. Zikir bittiğinde kısa bir dua ile tamamlamak da güzel bir alışkanlıktır.
Şaban ayı, manevi olarak hazırlık ayı kabul edilir. Bu ayda yapılan zikirlerde amaç, kalbi sakinleştirmek ve yaklaşan Ramazan’a iç dünyayı hazırlamaktır. Bu yüzden ağır ve uzun zikirlerden çok, düzenli ve sürdürülebilir olanlar tercih edilir.
Şaban ayında sıkça çekilen zikirlerden biri “Estağfirullah” zikridir. Gün içinde 100 defa istiğfar etmek, bu ayın ruhuna uygun görülür. Bunun yanında “Allahümme salli ala seyyidina Muhammed” salavatı da yaygın olarak çekilir. Sayı konusunda kesin bir sınır yoktur; 100 ya da 300 defa çekilmesi genelde tercih edilir.
Recep ayı, üç ayların başlangıcı olarak kabul edilir ve bu ayda yapılan zikirlerde tövbe ve yöneliş ön plana çıkar. İnsan, bu dönemi hem geçmişine bakmak hem de kendini toparlamak için bir fırsat olarak görür. Bu yüzden Recep ayında tercih edilen zikirler daha çok bağışlanma ve farkındalık içerir.
Bu ayda en çok çekilen zikirlerden biri “Estağfirullah el-azim” zikridir. Günlük olarak 100 defa çekilmesi yaygındır. Bunun yanında “Subhanallahi’l-hayyil-kayyum” zikri de sıkça tercih edilir. Bazı kişiler bu zikri 100 ya da 300 defa çekmeyi alışkanlık haline getirir.
Ramazan ayı, zikirle en çok özdeşleşen zamanlardan biridir. Gün içinde oruçla geçen saatler, insanı doğal olarak daha içe dönük hale getirir. Bu yüzden Ramazan’da yapılan zikirler genelde sade, anlamı güçlü ve kolay sürdürülebilen zikirler olur. Amaç sayıyı çoğaltmak değil, günün ruhunu kaybetmemektir.
Ramazan ayında en çok tercih edilen zikirlerden biri “La ilahe illallah” zikridir. Gün içinde 100 defa çekilmesi yaygındır. Bunun yanında “Subhanallah ve bihamdihi” zikri de sıkça yapılır. İstiğfar ve salavat da Ramazan boyunca ihmal edilmez. Özellikle iftara yakın saatlerde yapılan zikirler, daha sakin ve bilinçli bir şekilde çekilir.
Günlük zikirler, özel bir zaman beklemeden her gün yapılabilecek zikirlerdir. Bu zikirler uzun olmamalı, kişinin hayatına yük değil alışkanlık olmalıdır. Az ama düzenli yapılan zikir, düzensiz ve çok yapılan zikirden daha kalıcı olur.
Günlük olarak “Estağfirullah”, “Subhanallah”, “Elhamdülillah” ve “Allahu Ekber” zikirleri tercih edilebilir. Bu zikirlerin her birini 33 ya da 100 defa çekmek yeterlidir. Günlük zikirlerde önemli olan, aynı zikri uzun süre devam ettirebilmektir. Kişi kendini zorlamadan, içinden geldiği gibi ilerlemelidir.
Sabah zikirleri, güne nasıl başlandığını belirleyen bir etkiye sahiptir. Uyanır uyanmaz ya da sabah namazından sonra yapılan zikirler, günün geri kalanına daha sakin bir zihinle devam etmeyi kolaylaştırır. Bu yüzden sabah zikirleri kısa ama anlamlı seçilir.
Sabah saatlerinde “Ya Hayyu Ya Kayyum” zikri sıkça tercih edilir. Bunun yanında 33 defa “Subhanallah”, 33 defa “Elhamdülillah” ve 33 defa “Allahu Ekber” çekilebilir. Sabah zikirleri aceleye getirilmez, mümkünse sessiz bir ortamda yapılır. Günün ilk kelimeleri, günün yönünü belirler.
Kadir Gecesi, zikir ve dua açısından en yoğun geçen gecelerden biridir. Bu gecede yapılan zikirlerde uzun listelerden çok, anlamı derin olan zikirler tercih edilir. Sessizlik ve içtenlik bu gecenin ruhuna daha uygundur.
Kadir Gecesi’nde en çok yapılan zikirlerden biri “Allahümme inneke afüvvün tuhibbül afve fa’fu anni” duasıdır. Bunun yanında “La ilahe illallah” ve salavat da sıkça çekilir. Sayılar kişiye göre değişebilir. Bu gecede önemli olan, kalbin uyanık olmasıdır.
Berat Kandili, affedilme ve arınma isteğinin öne çıktığı bir gecedir. Bu nedenle zikirler daha çok istiğfar ağırlıklıdır. İnsan bu gecede kendisiyle yüzleşir ve yüklerinden hafiflemeyi ister.
Berat Kandili’nde “Estağfirullah el-azim” zikri sıkça çekilir. 100 ya da 300 defa yapılması yaygındır. Bunun yanında “Ya Gaffar” zikri de tercih edilir. Zikir sırasında acele edilmez, geceyi bir yarış gibi değil, bir duraklama anı gibi görmek gerekir.
Regaip Kandili, rahmet ve umut duygusunun öne çıktığı gecelerden biridir. Bu gecede yapılan zikirler, daha çok Allah’a yönelme ve kalbi yumuşatma amacı taşır. İlk kez düzenli zikir yapmak isteyenler için de uygun bir gecedir.
Regaip Kandili’nde “Subhanallah”, “Elhamdülillah” ve “Allahu Ekber” zikirleri dengeli şekilde çekilebilir. Salavat da bu gecenin vazgeçilmezlerindendir. Zikirler uzun tutulmak zorunda değildir. Samimi olması yeterlidir.
Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizi anma gecesidir. Bu nedenle zikirlerde salavat ön plana çıkar. Bu geceyi sadece bilgiyle değil, bağ kurarak geçirmek amaçlanır.
Mevlid Kandili’nde “Allahümme salli ala seyyidina Muhammed” salavatı sıkça çekilir. Bunun yanında “La ilahe illallah” zikri de yapılabilir. Sayı sınırlaması yoktur. Önemli olan, bu geceyi farkında olarak geçirmektir.
Zikir çeşitleri, aslında insanların niyetlerine ve içinde bulundukları hâllere göre şekillenir. Herkes aynı sebeple zikir çekmez. Kimi içini daraltan bir sıkıntıdan kurtulmak ister, kimi zor bir kararın eşiğindedir, kimi de sadece kalbini toparlamak ister. Bu yüzden zikir, tek kalıba sokulan bir uygulama değil, kişinin yönelişine göre anlam kazanan bir ibadettir.
Bazı insanlar zor bir dönemden geçerken istiğfara yönelir. “Estağfirullah” zikri, insanın hem hatalarını fark etmesine hem de yükünü hafifletmesine yardımcı olur. Kimileri ise sürekli bir telaş hâlindeyken “La ilahe illallah” zikrini tercih eder; çünkü bu zikir, insanı kontrol etmediği şeyleri bırakmaya davet eder. Salavat ise özellikle yalnızlık hissedilen zamanlarda, insanın kendini sahipsiz hissetmemesine vesile olur. Burada önemli olan, hangi zikrin neye iyi geldiğinden çok, kişinin neden o zikre yöneldiğini bilmesidir.
Kolay doğum, sınav, rızık gibi niyetlerle yapılan zikirler de vardır. Ancak bu zikirler bir sonucu zorlamak için değil, kişinin kalbini o sürece hazırlamak içindir. Zikir, sonucu garanti eden bir anahtar değil, insanı teslimiyete götüren bir yoldur.
Zikir, doğrudan zengin olmak amacıyla yapılan bir uygulama değildir. Ancak rızıkla ilgili endişe yaşayan kişiler, bu sıkıntının hafiflemesi için zikirle Allah’a yönelir. Örneğin geçim derdi yaşayan biri “Ya Rezzak” ismini zikrederken, aslında sadece maddi artışı değil, içindeki kaygının azalmasını da niyet eder. Bu tür zikirler, hırsı artırmak için değil, doyum ve kanaat duygusunu güçlendirmek içindir.
Birçok kişi, rızık niyetiyle zikir çekerken daha dikkatli, daha ölçülü yaşamaya başladığını fark eder. Zikir burada sebep değil, farkındalık oluşturur. Asıl değişim, kişinin bakış açısında olur.
Regl dönemi, sadece bazı ibadetlerin ertelendiği bir dönemdir, Allah’ı anmaktan uzak kalınması gereken bir zaman değildir. Bu süreçte kadınlar, dil ile ya da içlerinden zikir yapabilir. Birçok kadın bu dönemde sessizce istiğfar etmeyi, salavat getirmeyi ya da içinden Allah’ı anmayı tercih eder.
Bu dönem, bazıları için daha içe dönük ve sakin geçtiği için zikirle bağ kurmak daha kolay hâle gelebilir. Önemli olan şekil değil, niyettir. Zikir, bedensel şartlara bağlı bir ibadet değildir.
En kuvvetli zikir, herkes için aynı değildir. Birine iyi gelen zikir, başkası için aynı etkiyi oluşturmayabilir. Kimi insan için istiğfar çok derin bir rahatlama sağlar, kimi için salavat, kimi için de tevhid zikri. Burada belirleyici olan, kişinin o zikri neden yaptığı ve neyi hatırlamak istediğidir.
Anlamı bilinen, acele edilmeden ve düzenli yapılan zikir, en kuvvetli zikirdir. Sayıdan çok bağ önemlidir. Bir kelimeyi yüzlerce kez söyleyip düşünmeden geçmektense, birkaç kez ama farkında olarak söylemek daha etkilidir.
Zikirmatik, sayıyı takip etmek için kullanılan bir araçtır. Fiziksel tesbih gibi, dijital uygulamalar da bu amaçla kullanılabilir. İnternetten ya da telefondan zikirmatik kullanmak caiz görülür. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, aracın ön plana geçmemesidir.
Bazı kişiler telefonla zikir çekerken bildirimler yüzünden dikkati dağıldığını fark eder. Bu durumda klasik tesbih daha uygun olabilir. Araç ne olursa olsun, zikir esnasında söylenen kelimeyle bağ kurulabiliyorsa amaç yerine ulaşmış olur.



















.webp?alt=media&token=385c1fa5-8125-481b-986f-17831b8c195d)















.webp?alt=media&token=6c3a3030-f69d-4af0-ac9d-7a5d3eb35986)


.webp?alt=media&token=f35f7bab-a402-4285-9c39-1a4809f4d486)










